1/4/2007

ışığın yansıması

Ortamda ilerleyen bir ışık isini ,ikinci ortamın sınırına gelince eğer bu ortamın içinden geçemiyorsa, ortam yüzeyine geldiği açıyla ayni açıyı yaparak çarptığı ortamdan uzaklaşmaya baslar..Buna yansıma denir.. Eğer ısınımız pürüzsüz ,diğer bir deyişle ayna gibi bir yüzeyden yansıyorsa buna vereceğimiz isim düzgün yansımadır…düzgün yansımada paralel gelen ışık ısınları yine paralel olarak yüzeyden ayrılır..





Eğer yüzeyimiz söylediğimiz gibi düzgün değil ise cisim bu gelen ışıkları düzensiz olarak saçar,buna da dağınık yansıma denir. Peki yüzeyimizin düz pürüzlü olduğunu söylerken neye göre karar veririz? Cevap olarak ışığımızın dalga boyunu referans alabiliriz..Eğer yüzey değişimlerimiz ışığın dalga boyuna göre küçük farklılıklar gösteriyorsa yüzeyimiz düzgün bir yüzey gibi davranacaktır.



Tam yansıma: Bu olayda yansıtıcı yüzey kırılma indisi farkından kaynaklanmaktadır. Eğer ışığımız yoğun bir ortamdan daha az yoğun bir ortama yönelirse hele bi de kiritik açıdan daha büyük bir açıyla geliyorsa ikinci ortama girmek, yerine yüzeylerin arasında bir ayna varmış gibi geri yansır bu olaya da tam yansıma denir.

1/4/2007

kimya-atom

Atom
Hava, Su, Dağlar, Hayvanlar, Bitkiler, Vücudunuz, Oturduğunuz Koltuk, Kisacasi En Ağirindan En Hafifine Kadar Gördüğünüz, Dokunduğunuz, Hissettiğiniz Her şey Atomlardan Meydana Gelmiştir. Elinizde Tuttuğunuz Kitabin Her Bir Sayfasi Milyarlarca Atomdan Oluşur. Atomlar öyle Küçük Parçaciklardir Ki, En Güçlü Mikroskoplarla Dahi Bir Tanesini Görmek Mümkün Değildir. Bir Atomun çapi Ancak Milimetrenin Milyonda Biri Kadardir.
Bu Küçüklüğü Bir Insanin Gözünde Canlandirmasi Pek Mümkün Değildir. O Yüzden Bunu Bir örnekle Açiklamaya çalişalim:
Elinizde Bir Anahtar Olduğunu Düşünün. Kuşkusuz Bu Anahtarin Içindeki Atomlari Görebilmeniz Mümkün Değildir. Atomlari Mutlaka Görmek Istiyorum Diyorsaniz, Elinizdeki Anahtari Dünyanin Boyutlarina Getirmeniz Gerekecektir. Elinizdeki Anahtar Dünya Boyutunda Büyürse, Işte O Zaman Anahtarin Içindeki Her Bir Atom Bir Kiraz Büyüklüğüne Ulaşir Ve Siz De Onlari Görebilirsiniz.13
Yine Bu Küçüklüğü Kavrayabilmek Ve Her Yerin Nasil Atomlarla Dolu Olduğunu Görebilmek Için Bir örnek Daha Verelim:
Tek Bir Tuz Tanesinin Tüm Atomlarini Saymak Istediğimizi Düşünelim. Saniyede Bir Milyar (1.000.000.000) Tane Sayacak Kadar Hizli Olduğumuzu Da Varsayalim. Bu Dikkate Değer Beceriye Karşin, Bu Ufacik Tuz Tanesi Içindeki Atom Sayisini Tam Olarak Tesbit Edebilmek Için Beşyüz Yildan Fazla Bir Zamana Ihtiyacimiz Olacaktir.14
Peki Bu Kadar Küçük Bir Yapinin Içinde Ne Vardir?
Bu Derece Küçük Olmasina Rağmen Atomun Içinde Evrende Gördüğümüz Sistemle Kiyaslanabilecek Kadar Kusursuz, Eşsiz Ve Kompleks Bir Sistem Bulunmaktadir.
Her Atom, Bir çekirdek Ve çekirdeğin çok Uzağindaki Yörüngelerde Dönüp-dolaşan Elektronlardan Oluşmuştur. çekirdeğin Içinde Ise Proton Ve Nötron Ismi Verilen Başka Parçaciklar Vardir.
Bu Bölümde, Canli-cansiz Her şeyin Temelini Oluşturan Atomun Olağanüstü Yapisini Ve Atomlarin Nasil Birleşerek Molekülleri, Dolayisiyla Maddeyi Oluşturduğunu Inceleyeceğiz.
çekirdekte Sakli Güç
çekirdek, Atomun Tam Merkezinde Bulunmaktadir Ve Atomun Niteliğine Göre Belirli Sayilarda Proton Ve Nötrondan Oluşmuştur. çekirdeğin Yariçapi, Atomun Yariçapinin Onbinde Biri Kadardir. Rakam Olarak Verirsek; Atomun Yariçapi 10-8 (0,00000001) Cm, çekirdeğin Yariçapi Ise 10-12 (0,000000000001) Cm Kadardir. Dolayisiyla çekirdeğin Hacmi, Atomun Hacminin 10 Milyarda Biri Eder.



çekirdek, Proton Ve Elektronlardan Oluşan Atomun Her Parçasini üçlü Bir Kuark Grubu Meydana Getirir. üçlü Kuark Grubu Ve Merkezinde Bulunan Iplikçikler.
Bu Büyüklüğü (daha Doğrusu Küçüklüğü) Yine Gözümüzde Canlandiramayacağimiza Göre, Kiraz örneğimizden Devam Edebiliriz. Biraz önce Bahsettiğimiz Gibi Elinizdeki Anahtari Dünya Boyutlarina Getirdiğinizde Ortaya çikan Kiraz Büyüklüğündeki Atomlarin Içinde çekirdeği Arayalim. Ama Bu Arayiş Boşunadir, çünkü Böyle Bir ölçekte Bile çok Daha Küçük Olan çekirdeği Gözlemleme Olanağimiz Kesinlikle Yoktur. Gerçekten Bir şey Görebilmek Istiyorsak Yeniden ölçü Değiştirmek Gerekecektir. Atomumuzu Temsil Eden Kiraz Yeniden Büyüyüp Iki Yüz Metre Yüksekliğinde Kocaman Bir Top Olmalidir. Bu Akil Almaz Boyuta Karşin Atomumuzun çekirdeği Yine De çok Küçük Bir Toz Tanesinden Daha Iri Bir Duruma Gelmeyecektir.15
öyle Ki, çekirdeğin 10-13 Cm Olan çapi Ile, Atomun 10-8 Cm Olan çapini Kiyasladiğimizda şöyle Bir Sonuç Ortaya çikar: Atomu Bir Küre şeklinde Kabul Ederek Bu Küreyi Tamamen çekirdekle Doldurmak Istediğimiz Takdirde Bu Iş Için 1015 (1.000.000.000.000.000) Atom çekirdeği Gerekecektir.16
Ancak Bundan Daha şaşirtici Bir Durum Vardir: Boyutlari Atomun 10 Milyarda Biri Olmasina Rağmen, çekirdeğin Kütlesi Atomun Kütlesinin % 99.95'ini Oluşturmaktadir. Peki Bir şey Nasil Olur Da Bir Yandan Kütlenin Yaklaşik Tamamini Oluştururken, Diğer Yandan Da Hemen Hemen Hiç Yer Kaplamaz?
Bunun Sebebi şudur: Atomun Kütlesini Oluşturan Yoğunluk Tüm Atoma Eşit Olarak Dağilmamiştir, Yani Atomun Bütün Kütlesi Atomun çekirdeğinde Birikmiştir. Diyelim Ki, Sizin 10 Milyar Metrekarelik Bir Eviniz Var Ve Bu Evin Tüm Eşyasini 1 Metrekarelik Bir Odada Toplamaniz Gerekiyor. Bunu Yapabilir Misiniz? Tabii Ki Yapamazsiniz. Ancak Atom çekirdeği Dünyada Eşi-benzeri Olmayan çok Büyük Bir Güçle Bunu Yapabilmektedir. Bu Gücün Kaynaği önceki Bölümde Ifade Ettiğimiz Evrendeki Dört Temel Kuvvetten Biri Olan "güçlü Nükleer Kuvvet"dir.
Bu Kuvvetin Doğadaki Kuvvetlerin En Güçlüsü Olarak, Bir Atomun çekirdeğini Bir Arada Tuttuğundan, Onu Dağilmaktan Kurtardiğindan Bahsetmiştik. çekirdekteki Protonlarin Hepsi Pozitif Yüklüdür Ve Elektromanyetik Kuvvet Nedeniyle Birbirlerini Iterler. Fakat Güçlü Nükleer Kuvvet Onlarin Itme Gücünden 100 Kat Daha Büyük Olduğundan, Elektromanyetik Kuvvet Etkisiz Hale Gelir. Böylece Protonlar Bir Arada Tutunabilirler.
Kisacasi Gözle Göremeyeceğimiz Kadar Küçük Bir Atomun Içinde, Birbiriyle Etkileşim Halinde Iki Büyük Kuvvet Bulunur. Bu Kuvvetlerin Hassas Değerleri Sayesinde çekirdek Bir Bütün Olarak Kalabilir.

Atomdaki Boşluk
Daha önce De üzerinde Durduğumuz Gibi, Bir Atomun çok Büyük Bir Bölümü Boşluktan Oluşmaktadir. Burada Her Insanin Aklina Ayni Soru Gelir: Böyle Büyük Bir Boşluk Neden Vardir? şimdi şöyle Düşünelim: Atom, En Basit Anlatimla Içinde Bir çekirdek Ve Onun çevresinde Dönen Elektronlardan Oluşmaktadir. çekirdekle Elektronlar Arasinda Başka Hiçbir şey Yoktur. Bu, "hiçbir şey Olmayan" Mikroskobik Büyüklük, Aslinda Atom ölçeğine Göre çok Geniştir. Bu Genişliği şöyle örneklendirebiliriz: çapi 1 Cm. Olan Küçük Bir Bilya, çekirdeğe En Yakin Elektronu Temsil Ederse, çekirdek Bu Bilyadan 1 Km. ötede Bulunacaktir.17 Bu Büyüklüğün Kafamizda Daha Iyi Canlanabilmesi Için şöyle Bir örnek Verebiliriz:
"temel Parçaciklar Arasinda çok Büyük Bir Boşluk Egemendir. Eğer Bir Oksijen çekirdeğinin Protonunu şu önümdeki Masanin üstünde Duran Bir Toplu Iğnenin Başi Gibi Düşünürsem, O Zaman çevresinde Dönen Elektron Hollanda, Almanya Ve Ispanya'dan Geçen Bir çember çizer. (bu Satirlarin Yazari Fransa'da Yaşamaktadir.) Onun Için, Bedenimi Oluşturan Tüm Atomlar Birbirlerine Değecek Kadar Bir Araya Gelseydi, Artik Beni Göremezdiniz. Zaten, Artik Beni çiplak Gözle Hiçbir Zaman Gözlemleyemezdiniz: Neredeyse Milimetrenin Birkaç Binde Biri Boyutunda Ufacik Bir Toz Kadar Olurdum."18
Işte Bu Noktada Evrende Bilinen En Büyük Mekanla, En Küçük Mekan Arasinda Bir Benzerlik Ortaya çiktiğini Fark Ederiz. öyle Ki, Gözlerimizi Yildizlara çevirirsek, Orada Da Atomdakine Benzer Bir Boşlukla Karşilaşiriz. Yildizlar Arasinda Da, Galaksiler Arasinda Da Milyarlarca Kilometrelik Boşluklar Mevcuttur. Ama Bu Boşluklarin Her Ikisinde De Insan Aklini Zorlayan, Anlama Kapasitesini Aşan Bir Düzen Hakimdir.
çekirdeğin Içi: Proton Ve Nötronlar
1932 Yilina Dek, çekirdeğin Proton Ve Elektronlardan Oluştuğu Saniliyordu. çekirdeğin Içinde Protonla Beraber Elektronlarin Değil =olduğu Ancak O Tarihte Keşfedilebildi. (ünlü Bilim Adami Chadwick 1932 Yilinda çekirdeğin Içinde Nötronun Varliğini Ispatladi Ve Bu Keşfiyle Nobel ödülü Kazandi.) Işte Insanoğlunun Atomun Gerçek Yapisiyla Tanişmasi Bu Kadar Yakin Tarihte Gerçekleşti.
Atom çekirdeğinin Ne Kadar Küçük Boyutta Olduğundan Daha önce Bahsetmiştik. Atom çekirdeğinin Içine Siğabilen Bir Protonun Büyüklüğü Ise 10-15 Metredir.
Bu Kadar Küçük Bir Parçaciğin Insan Hayatinda Pek Bir önemi Olamayacağini Düşünebilirsiniz. Ancak, Insan Aklinin Kavramakta çok Zorluk çektiği Bir Küçüklükte Olan Bu Parçaciklar Aslinda çevrenizde Gördüğünüz Her şeyin Temelini Oluşturur.
Evrendeki çeşitliliğin Kaynaği
şu Ana Kadar Tespit Edilebilmiş 109 Tane Element Vardir. Tüm Evren, Dünyamiz, Canli-cansiz Bütün Varliklar, Bu 109 Elementin çeşitli Biçimlerde Birleşmeleriyle Oluşmuştur. Buraya Kadar Tüm Elementlerin Birbirinin Benzeri Atomlardan Oluştuğunu Gördük; Atomlar Da Birbirinin Ayni Parçaciklardan Oluşuyordu. Peki Madem Elementleri Oluşturan Bütün Atomlar Ayni Parçaciklardan Oluşuyor, O Halde Elementleri Farkli Kilan, Sinirsiz çeşitlilikte Maddeyi Oluşturan Nedir?


1- Titanyum
2- Sari Safir
3- Pirit
4- Topaz
5- Mavi Safir
6- Kalsit
7- Bakir
8- Alçi Taşi
9- Flüorit
10- Topaz
11- Talk
12- Demir 13- Zimpara Taşi
14- Kömür
15- Galen
16- Quart
17-barit Sülfüt
18- Feldispat
19- Elmas
20- Apatit
21- Altin
22-feldispat
23- Kaya Tuzu
24- Quartz
Elementlerin Temelde Birbirlerinden Farkli Kilan şey Atomlarinin çekirdeklerindeki Proton Sayilaridir. Burada Görülen Maddeleri Birbirinden Bu Denli Değişik Kilan Işte Bu Farkliliktir.
Elementleri Temelde Birbirlerinden Farkli Kilan şey, Atomlarinin çekirdeklerindeki Proton Sayilaridir. En Hafif Element Olan Hidrojen Atomunda Bir Proton, Ikinci En Hafif Element Olan Helyum Atomunda Iki Proton, Altin Atomunda 79 Proton, Oksijen Atomunda 8 Proton, Demir Atomunda 26 Proton Vardir. Işte Altini Demirden, Demiri Oksijenden Ayiran özellik, Yalnizca Atomlarinin Proton Sayilarindaki Bu Farkliliktir. Soluduğumuz Hava, Vücudumuz, Herhangi Bir Bitki Veya Bir Hayvan Ya Da Uzaydaki Bir Gezegen, Canli-cansiz, Aci-tatli, Kati-sivi Her şey... Bunlarin Hepsi Sonuçta Proton-nötron-elektronlardan Meydana Gelirler.

Fiziksel Varliğin Siniri: Kuarklar
Atomun çekirdeğindeki Proton Ve Nötronlar Kuark Adi Verilen Daha Küçük Parçaciklarin Biraraya Gelmesiyle Oluşurlar. Günümüzden 20 Yil öncesine Kadar Atomlari Oluşturan En Küçük Parçaciklarin Protonlar Ve Nötronlar Olduklari Saniliyordu. Ancak çok Yakin Bir Tarihte, Atomun Içinde Bu Parçaciklari Oluşturan çok Daha Küçük Parçaciklarin Var Olduğu Keşfedildi.
Bu Buluştan Sonra, Atomun Içindeki "alt Parçaciklari" Ve Onlarin Kendilerine Has Hareketlerini Incelemek üzere "parçacik Fiziği" Isimli Bir Fizik Dali Ortaya çikmiştir. Parçacik Fiziğinin Yaptiği Araştirmalar şu Gerçeği Açiğa çikarmiştir: Atomu Oluşturan Proton Ve Nötronlar Da Aslinda "kuark" Adi Verilen Daha Alt Parçaciklardan Oluşmaktadirlar.
Insan Aklinin Kavrama Sinirlarini Aşan Küçüklükteki Protonu Oluşturan Kuarklarin Boyutu Ise Daha Da Hayret Vericidir: 10-18 (0,000000000000000001) Metre.
Protonun Içinde Bulunan Kuarklar Hiçbir şekilde Birbirlerinden çok Fazla Uzaklaştirilamazlar; çünkü, çekirdeğin Içindeki Parçaciklari Bir Arada Tutmaya Yarayan "güçlü Nükleer Kuvvet" Burada Da Etki Etmektedir. Bu Kuvvet, Kuarklar Arasinda Adeta Bir Lastik Bant Gibi Görev Yapar. Kuarklarin Arasi Açildikça Bu Kuvvet Büyür Ve Iki Kuark Birbirinden En Fazla 1 Metrenin Katrilyonda Biri Kadar Uzaklaşabilir. Kuarklar Arasindaki Bu Lastik Bağlar, Güçlü Nükleer Kuvveti Taşiyan Gluonlar Sayesinde Oluşur. Kuarklarla Gluonlar Birbirleriyle Son Derece Güçlü Bir Iletişim Halindedir. Ancak, Bilim Adamlari Bu Iletişimin Nasil Gerçekleştiğini Halen Keşfedememişlerdir.
"parçacik Fiziği" Alaninda Hiç Durmadan Parçaciklar Dünyasini Aydinlatmak Için Araştirmalar Yapilmaktadir. Fakat Insanoğlu, Sahip Olduğu Akil, Bilinç Ve Bilgiye Rağmen Kendisiyle Birlikte Her şeyi Oluşturan özü Ancak Yeni Yeni Keşfedebilmektedir. üstelik Bu özün Içine Girdikçe Konu Daha Da Detaylanmakta, Insan Kuark Ismini Verdiği Parçaciğin 10-18 M.lik Sinirinda Takilmaktadir. Peki Bu Sinirin Da Altinda Ne Vardir?

Atomun Yapisindan Kurak'in Yapisina: Modern Hizlandiricilar Kullanilarak, Atomu Oluşturan En Küçük Parçaciklari Incelemek Mümkündür. üstteki Resim Bu Ilişkiyi Boyutuna Göre Gösteriyor. Bugün Bilim Adamlari Bu Konu Ile Ilgili çeşitli Tezler öne Sürerler, Ama Yukarida Da Belirttiğimiz Gibi Bu Sinir Fiziksel Evrenin Son Noktasidir. Bunun Altinda Bulunacak Olan Her şey Madde Ile Değil, Ancak Enerji Ile Ifade Edilebilir. Asil önemli Olan Nokta Ise, Insanin Tüm Teknolojik Imkanlarina Rağmen Yeni Keşfedebildiği Bir Mekanda çok Büyük Dengelerin, Fizik Kanunlarinin Zaten Bir Saat Gibi Işliyor Olmasidir. üstelik Bu Mekan Evrendeki Tüm Maddenin Ve Insanin Da Yapi Taşini Oluşturan Atomun Içidir.
Insan Ise Kendi Vücudundaki Organlarda, Sistemlerde Her Saniye Işleyen Bu Kusursuz Mekanizmadan Yeni Yeni Haberdar Olmaya Başlamiştir. Bunlari Oluşturan Hücrelerin Mekanizmalarini öğrenmesi Ise Ancak Son Birkaç On Yila Dayanir. Hücrenin Temelindeki Atomlarin, Atomlarin Içindeki Proton Ve Nötronlarin, Ve Bunlarin Da Içindeki Kuarklarin Mekanizmalarindaki üstün Yaratiliş Ise, Inançli Olsun Ya Da Olmasin Herkesi Hayrete Düşürecek Bir Mükemmelliktedir. Burada Asil üzerinde Düşünülmesi Gereken Konu Ise, Tüm Bu Kusursuz Mekanizmalarin Insan Yaşamindaki Her Saniye Boyunca, Insanin Herhangi Bir Müdahalesi Olmadan, Tamamen Kontrolü Dişinda Muntazam Bir şekilde çalişmasidir.

Atomun Diğer Ucu: Elektronlar
Elektronlar Tipki Dünyanin Güneş çevresinde Dönerken, Ayni Zamanda Kendi çevresinde Dönmesi Gibi, Atom çekirdeğinin çevresinde Dönen Parçaciklardir. Ayni, Gezegenlerde Olduğu Gibi Bu Dönüş, Bizim Yörünge Adini Verdiğimiz Yollarda, çok Büyük Bir Düzen Içinde Ve Hiç Durmaksizin Gerçekleşir. Fakat Dünyayla Güneşin Büyüklükleri Arasindaki Oran Ile Atomun Içindeki Oran çok Farklidir. Eğer Elektronlarin Büyüklüğü Ile Dünyanin Büyüklüğü Arasinda Bir Kiyas Yapmak Gerekirse, Bir Atomu Dünya Kadar Büyütsek, Elektron Sadece Bir Elma Boyutuna Gelecektir.19

En Güçlü Mikroskoplarin Bile Göremeyeceği Kadar Küçük Bir Alanda Dönüp-duran Onlarca Elektron, Atomun Içinde çok Karişik Bir Trafik Yaratir. Burada Dikkat çeken En önemli Nokta, çekirdeği Elektrik Yükünden Oluşan Bir Zirh Gibi Kuşatan Bu Elektronlarin Atomun Içinde En Ufak Bir Kazaya Yol Açmamalaridir. üstelik Atomun Içinde Yaşanacak En Ufak Bir Kaza Atom Için Felaket Olabilir. Ama Böyle Bir Kaza Asla Gerçekleşmez; Tüm Işleyiş Mükemmel Bir Düzen Ve Kusursuz Bir Sistem Içinde Devam Eder. çekirdeğin çevresinde Saniyede 1.000 Km. Gibi Akil Almaz Bir Hizla Hiç Durmadan Dönen Elektronlar, Birbirleriyle Bir Kez Bile çarpişmazlar. Birbirlerinden Herhangi Bir Farklari Bulunmayan Bu Elektronlarin Farkli Farkli Yörüngelerde Bulunmalari, Son Derece şaşirticidir Ve "bilinçli Bir Tasarim"in ürünü Olduğu Apaçiktir. Kütleleri Ve Hizlari Birbirlerinden Farkli Olsaydi çekirdeğin Etrafinda Farkli Yörüngelere Dizilmeleri Doğal Karşilanabilirdi. Nitekim Güneş Sistemimiz'deki Gezegenlerin Dizilişi Bu Mantiktadir.
Yukaridaki Resimde Elektronlarin Dalga Hareketine Göre çizdikleri Dört Farkli Yörünge Tipi Gösterilmektedir. Elektronlar Parçacik özelliğine Göre De Gezegenlerin Güneş'in çevresinde Dönmeleri Gibi Yörüngeler çizirler. Fakat Elektronlarin Sahip Olduklari Bu Farkli Hareketler, Onlarin Tam Olarak Tanimlanmasini Engellemektedir.
Yani Birbirinden Kütle Ve Hiz Olarak Tamamen Farkli Olan Gezegenler, Doğal Olarak Güneş'in Etrafinda Farkli Yörüngelere Yerleşmişlerdir. Ama Atomdaki Elektronlarin Durumu Bu Gezegenlerden Tamamen Farklidir. Tipatip Birbirlerinin Benzeri Olan Elektronlarin Niçin çekirdek Etrafinda Farkli Yörüngelere Sahip Olduklari, Bu Yörüngeleri Nasil şaşmadan Takip Ettikleri, Akil Almaz Küçüklükteki Boyutlarda Akil Almaz Büyüklükteki Süratleriyle Nasil çarpişmadiklari Sorulari Bizleri Tek Bir Noktaya Götürür.

1/4/2007

temel biyoloji bilgileri

  Etrafımıza baktığımızda her an her yerde küçücükte olsa bir canlıyla mutlaka karşı karşıya geliriz.Fakat hiçbir zaman bu canlıların nasıl hayatta kaldıklarını nasıl yaşam mucadelesi verdiklerini merak etmeyiz.Hele hele canlıların anatomik ve fizyolojik yapıları hakkında bir şey öğrenmeye gayret etmediysek bu tabiat harikaları bizlere itici bile gelebilir.
 

  Basit bir örnek verecek olursak "Pire"yi verebiliriz.Çıplak gözle bile zor görülebilen küçük bir pirede bile o kadar mükemmel bir savunma ve yaşam mekanizması vardır ki bugünün teknolojisi bile bir pire veya bir böceğin teknolojisiyle boy ölçüşemez.

  Verdiğimiz örnekler yeryüzündeki 50 milyon(yada daha fazla)canlı türünden yanlızca bir tanesiydi.Fakat hangi canlıyı incelersek inceleyelim, doğaya müthiş bir uyum ve en gelişmiş savunma mekanizmaları ile karşılaşıyoruz.

 Bilindiği üzere bir canlı organizmasını oluşturan temel yapı "Hücre"dir.Bu kelimeyi ilkokuldan beri duyarız ama zannediyoruzki hiç birimiz şu an trilyonlarca hücrenin nasıl olupta birbirleriyle anlaşarak insan organizmasını meydana getirdiğini ve hücrelerin içlerinde cereyan eden olayların nasıl meydana geldiğini merak etmemişizdir. Bizlere verilen bilgiler aslında klasik bilgilerdir.Bunun dışında mucizevi özelliklerden pek bahsedilmez.

  Mucizevi olaylar diyoruz çünki küçücük bir hücrede bile gerçekten insan aklının alamayacağı derecede olaylar vuku bulmaktadır.

 Canlılığın nasıl meydana geldiği konusunda bahsedilecek ilk yapı DNA dır.DNA nın canlının genetik bir şifresi olduğu hemen herkes tarafından bilinir fakat canlının genetik şifresinin DNA da nasıl muhafaza edildiğini ve DNA nın nasıl bir fonksiyonu olduğunu kimse pek merak etmez.

 İşte bu ve buna benzer birçok merak ettiğiniz sorunun cevabını bu sitede vermeye gayret ettim.Tabii bu problemlerin yanıtını verirken fazlasıyla biyolojinin derinliklerine inmedim.Bu yüzden konuyla ilgili yazıları okurken kolaylıkla anlaşılabileceğini ümid ederim.

  Öncelikle herkesin merak ettigi bazı kavramları öğrenmemizde fayda var.Çünki bu kavramların ne olduğunu bilmezseniz okudugunuz yazılardan bir anlam çıkaramayabilirsiniz.

1-)DNA:  Canlıların temeli olan hücrenin içerisinde bulunan ve canlılıkla ilgili tüm bilgileri şifreleyen uzun bir molekül zinciridir.Bu zincir tıpkı helikopterlerden sarkıtılan "ip merdiven" e benzer.Yani çift zincir şeklindedir.İp merdivenden farklı olarak bu zincir tıpkı bir helezon yay gibi dönüm yapar.

DNA şifrelemeyi nasıl yapar?:   DNA zinciri hücrenin içerisinde bulunan ve nukleus(çekirdek) adı verilen bir organelin içerisinde bulunur.Bir insanda ise yaklaşık 70-100 trilyon tane hücre vardır ve her bir hücrenin içerisinde DNA molekülü ayrı ayrı mevcuttur.Fakat dikkat ederseniz her hücre birbirinden farklı fonksiyonlara sahiptir. Mesela gözünüzdeki hücreyle elinizin deri hücreleri birbirinden farklıdır.Peki DNA ları aynı olan hücreler neden farklılaşma gösteriyorlar?.Yada şu şekilde soralım; Neden göz hücrelerimiz ile deri hücrelerimiz veyahut karaciğer hücrelerimiz ile dil hücrelerimizin DNA ları aynı olmasına rağmen, birbirlerine benzemiyorlar.Yanıt ise basittir.

  DNA nın üzerinde "Histon" adı verilen bazı moleküller vardır.Bu moleküller DNA nın belirli bölgeleri dışında diğer tüm bölgelerinin üzerlerini kaparlar.Örneğin göz hücrelerinizde, bu moleküller yanlızca DNA nın gözle ilgili bölgelerini açık tutar.Diğer tüm bölgeler ise bu moleküller tarafından kapatılır.Aynı şey dil veya karaciğer hücreleri içinde geçerlidir.Mesela bir hücre dil hücresi olacaksa DNA nın yanlnızca dili meydana getirecek bölgeleri açık tutulur.Diğer bölgeler ise "Histon" lar tarafından kapatılır.

 Eğer diğer bölgeler açık olsaydı sonuç tam bir facia olacaktı.Bir hilkat garibesine dönüşecektik. Fakat dönüşmüyoruz çünki hücrede son derece kompleks bir kontrol sistemi mevcuttur ve DNA nın kendini hatasız kopyalaması ve canlının her hücresininin görevini kusursuz bir biçimde tayin etmesini sağlar.

  Yandaki şekilde DNA nın çift zincirli (ip merdiven gibi) ve aynı zamanda dönüm yaparak heliks oluşturmuş hali net bir şekilde görünmektedir.Altın renginde olan bölge ise zincirin omurgasıdır.Bu omurgaya Adenin, Guanin, Sitozin ve Timin adı verilen bazlar (Kırmızı, mavi, turuncu ve yeşil renkli)mükemmel bir sıra oluşturacak şekilde sıralanırlar.Resimde kısa bir bölgesi görülen DNA zinciri gerçekte çok uzun bir zincirdir. Bu zincir insan hücresinde ortalama olarak 1 metreyi bulabilir.

  Ama ne muhteşemdirki bu kadar uzun bir zincir mikroskopla bile zor görülebilen bir hücrenin içine hassas bir biçimde paketlenerek yerleştirilir.

  Dahada ilginci DNA daki bazların sıralamasını kağıda dökmeye kalkışırsak bir kütüphane dolusu ansiklopediye ihtiyacımız olacaktı. Yani vucudunuzdaki küçücük bir hücrenin içerisinde bir kütüphane dolusu kitabı dolduracak kadar bilgi saklıdır.Bu ise insan aklının kavramakta zorlandığı bir durumdur.DNA gerek yapısal gerekse fonksiyonel bakımdan gerçekten bir yaradılış harikasıdır.

 DNA nın heliks yapısı her canlıda aynıdır.Fakat şekilde görülen altın rengindeki omurgaların arasında sıralanan renkli "bazların dizilimi" ise her canlıya özgüdür.

  DNA nın yapısında bozulma ve zincirdeki bazların sıralamasında bir değişiklik olursa meydana gelecek canlı ya sakat doğar yada ölür. Örneğin çocuklarda "Down sendromu" yada "Anemi" adı verilen kan kanserinin nedeni DNA daki zincirin bozulmasından kaynaklanır.

 Şu an bu satırları okuyacak kadar sağlıklı iseniz bunu hücrelerinizdeki muazzam kontrol sistemine borçlusunuzdur.

 DNA ve genler hakkında ayrıntılı bilgi için " Genlerin dünyası " sayfasını ziyaret ediniz.

2-)Enzimler:   Hücrede "Enzim" adı verilen özelleşmiş molekül grupları bulunur.Bu moleküller hücrede tıpkı bir fabrikada çalışan işçiler gibi hiç durmaksızın çalışırlar.Eğer enzimler olmasaydı su an bu yazıları okuyamayacaktınız.Enzimler hücre içerisinde olmasa olmaz değerindeki moleküllerdir.Yapılan araştırmalara göre hücre içinde 3500 ü aşkın enzim bulunmaktadır.Bunlardan bir kaç tanesi eksik oldugu vakit hücre içi tüm faaliyetler arap saçına dönmektedir.

 Enzimlerin en önemli görevi DNA nın kopyalanmasına yardımcı olmaktır.Bunun dışında sayısız enzim şu an hücrelerinizde hiç durmaksızın kimyasal tepkimelere girerek yaşamınızın devamlılığını sağlamaktadırlar.

3.Amino asitler:   Amino asit adı verilen diğer bir molekül grubu ise protein adı verilen diğer bir kimyasal molekülün yapıtaşlarıdır.Proteini bir inşaat olarak düşünürseniz amino asitleri bu inşaatın tuğlaları olarak düşünebilirsiniz.Aslında insanı hayrete düşüren hadise amino asitlerin proteinin yapıtaşı olması değil, amino asitlerin proteini meydana getirme aşamasıdır.

 Doğada 20 çesit amino asit mevcuttur(Ender rastlanılanlarıda vardır).Bu amino asitler değişik sıralama ve değişik sayılarda bir tren katarı gibi yan yana bağlanırlar.Bu bağlanma her protein için özeldir. Bir proteinde en az 300 tane aminoasit vardır.Bu amino asitler öyle bir sıralamayla bağlanmışlardırki bu sıralamadaki ufak bir hata proteinin işe yaramaz bir molekül yığını haline gelmesine neden olur.Fakat bağlanma sırasında hata yapılmaz çünki hücredeki muhteşem kontrol sistemleri burada da devreye girerek hataya pay bırakmaz.

 Aklınıza "20 amino asitten nasıl 300 amino asitlik bir sıralama oluşacak" diye bir soru gelebilir.Amino asitler sadece bir kere kullanılmazlar.Örneğin "Glisin" adı verilen bir aminoasit bir protenin üretilmesi sırasında 20 kere veya 30 kere değişik yerlerde veya ard arda sıralamaya katılırlar.

 Yapılan olasılık hesaplarına göre hücrede 20 aminoasidin değişik dizilmeleriyle 10 üzeri 130 adet farklı çesitte protein elde edilebilir.Bu ise korkunç bir rakamdır.Eğer bir karşılastırma yapacak olursak şu örneği verebiliriz.

 Evrendeki toplam atom sayısı 10 üzeri 78 adettir.Fakat elde edilebilecek farklı protein sayısı bundan yaklaşık 10 üzeri 70 kat daha fazladır.

4.Proteinler:   Yukarıda amino asitlerin proteinleri nasıl meydana getirdiğini kısaca özetlemiştik.Peki bu proteinler ne işe yarar?

  Proteinler hücredeki kimyasal reaksiyonların çeşitli basamaklarında kullanılırlar. Eğer enerjiye ihtiyaç duyulacaksa başka başka kimyasal reaksiyonlara girerler.Yada hücrenin amino asite ihtiyacı var ise proteinler parçalanarak amino asitlerine kadar ayrılırlar.Bundan başka proteinler hücre zarında(membran)tuğla niyetine kullanılırlar.Kısacası proteinler hücre için kesinlikle gerekli moleküllerdir.

Not:   Enzimlerde protein yapısındadırlar.Yani enzimlerde aminoasitlerden üretilirler.Fakat her protein enzim değildir.

  Yukarıdaki şekillerde sözünü ettiğimiz enzim ve proteinler görünmektedir.Enzimler ve proteinler aynı yapılara sahiplerdir.Yani her ikiside amino asitlerin zincir oluşturmaları ile meydana gelmiş yapılardır.Fakat proteinlerin enzimlerden farkı yapısal değil fonksiyoneldir. Amnio asitlerin düz zincir oluşturacak şekilde yanyana gelmelerine rağmen şekillerdeki proteinler gayet karmaşık bir yapıya sahiptir.Bunun nedenini örnek vererek açıklayalım ;

 Elinizde 1 metre uzunluğunda bir ip ve bir miktarda boncuk var.Siz ipi elinize alarak boncukları ipe geçirmeye başlıyorsunuz.Bu sıralamayı ta ki ipin sonu gelene kadar yapıyorsunuz. İpin sonuna geldikten sonra meydana getirdiginiz bu düz boncuk dizisinin belirli boncuklarını birbirlerine yapıştırmaya başlıyorsunuz.Mesela 1.boncuğu 4.boncukla, ardından 7.boncuğu 14.boncukla vs..Belirli boncukları diğer boncuklara yapıştırıp işleminizi tamamladığınızda karşınıza karmaşık bir el sanatı çıkıyor.

 İşte aminoasitleri bu boncuklara benzetebilirsiniz.Hücre amino asitleri tıpkı yukarıdaki örnekteki gibi önce yanyana dizer.Daha sonra bu düz zinciri enzimler vasıtasıyla şekillendirmeye başlar.DNA tarafindan şifrelenmiş bilgilerle hangi boncuğun dizideki diğer hangi boncuğa bağlanacagını hücre kusursuz bir şekilde tasarlar.Burada bizim örneğimizden farklı olan en önemli özellik hücrenin, hangi amino asidin hangisine bağlanacağını belirli bir düzene göre yapmasıdır.Yani hücrede hiçbir işlem rastgele yapılmaz.

 Mikroskopla bile zor görülebilen bir hücrede insanı hayrete düşüren daha bunun gibi birçok sentez ve kontrol mekanizması bulunmaktadır.Hücre gerçektende küçük bir "Devasal mucize" dir.

5-)Hücre zarı(Membran):   Hücreyi koruyup dış etkenlerden izole eden yapı bildiğiniz gibi hücreyi saran bir zardır.Zar denilen yapı insan kulağına gayet basit bir yapı gibi gelsede bir hücre zarındaki yapılar bile insanı hayrete düşürmeye yetmektedir.Zarın yapısı temelde yağ ve protein moleküllerinden oluşur.Fakat buna ilave olarak zar üzerinde yardımcı birçok yapı vardır.

 Mesela zar üzerinde iyon ve molekül pompaları bulunur.Bu pompalar hücrenin dışındaki bir çok maddeyi hücre içine transfer etmekle görevlidir.Bazı özelleşmiş proteinler ise zara homojen bir şekile dağılarak çeşitli fonksiyonlar üstlenmiştir."Seçici geçirgen" kelimesini sanıyoruzki ortaokuldan beri duymuşsunuzdur. Bir zar nasıl olurda bir maddenin gecişine izin verirken diğerinin gecişini durdurur?.Bu halen tam olarak açıklık kazanamamış fizyolojik bir durumdur.Yapılan araştırmalar, hücrenin zarının bile sanıldığından çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur.

  Resimdede görüldüğü gibi zar başlı başına karmaşık bir yapıdır.Tabii resimde görünen şeklin zarın oldukca sadeleştirilmiş bir şekli olduğunuda belirtmek gerekir.Şekildeki mavi tabakalara dikkatle bakarsanız birçok molekülün sırt sırta vererek yanyana geldiğini farkedersiniz.Bu yapı yağ-protein kompleksinden oluşan zardır.Mavi tabakanın altında boşluk vardır.

 Bu boşluktan sonra ikinci bir zar gelir.Yukarıdaki zarın içinde sarı renkli yapılar "proteinler" dir.Bu proteinler silindir şekline benzerler ve içlerinden moleküller geçer.Gene yukarıdaki zarda kıl'a benzer yapılar görülmektedir.Bunlar ise "reseptör" lerdir.Hücre bu reseptörlerle bulunduğu ortamın kimyasal bir analizini yapar.Bu analize göre hangi maddeyi bünyesine alacağına karar verir.Tabii bu karar verme DNA kontrolünde olur.Alttaki zarda ise kıvrık kurdele şeklinde yapılar görülüyor (sarı, kırmızı, mavi, yeşil).Bu yapılar ise madde alışverişinde ve kimyasal reaksiyonlarda rol alan "enzim"lerdir.Bu enzimler zar için oldukça önemli görevleri üstlenmiştir.

 Aşağıda tipik bir hücre resmi görülmektedir.Bu hücre tek hücreliler grubunda yer alan bir canlıya aittir.Hücrenin arkasında görülen kamçı(Flagellum) bu canlı için özelleşmiş olup kamçının şifresi DNA sında saklıdır.Bu kamçı canlının hareket etmesine yardımcı olur.Diğer organeller; mitokondri(enerjiden sorumlu ve kırmızı renkli), Nucleus(çekirdek, mor renkli), endoplazmik retikulum(kanal sistemi, pembe renkli), golgi organeli(salgılama organeli, mavi renkli) vs..) ise net bir şekilde görülüyor.

  Buraya kadar verilen bilgiler temel biyoloji bilgileri olup bundan sonraki yazıların anlaşılması açısından temel teşkil etmektedirler.Bundan sonraki bölumlerde ise zevkle okuyacağınız "Hayvanlar ve bitkilerin ilginç yaşamları"nı konu alan yazılar mevcut.Ayrıca "Genlerin dünyası" ve "Akıllı moleküller" sayfalarında da bir o kadar zevkle okunacak yazılar bulunmaktadır.